English
 
Anasayfa Hakkımızda Tüp Bebek Yeni Yönetmeliği Anlaşmalı Kurumlar Laboratuarımız Haberler Sık Sorulanlar İletişim ve Randevu
Danışma Formu
Tüp Bebek İstanbul Twitter SayfasıFacebook





Adet Düzensizlikleri

Adet düzensizliği deyimini kullanırken öncelikle normal adet kanamasını ve bunun oluşması için gerekli koşulları tanımlamak gerekir. Normal bir adet kanaması için gerekli fizyolojik şartlar şöyle özetlenebilir :

  • Beyinden sağlıklı bir şekilde yumurtalıklara uyarım gelmesi
  • Bu uyarımın yumurtalıkları etkileyerek yumurtalıklardan kadınlık hormonu olan estrojen salımını ve yumurtlamayı sağlaması ve ardından ikinci önemli hormon olan progesteron hormonunu salgılaması
  • Adet kanaması için normal bir rahim ve genital sistem
  • Psikolojik olarak sağlıklı olma

Fizyolojik koşulların herhangi bir nedenle etkilenmesi sonucu ortaya çıkan kanamalara düzensiz kanamalar adı verilir.

Genellikle 21-35 gün arasında düzenli olarak gerçekleşen ve 3-7 gün süren kanamalar normal sınırlarda kabul edilebilir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-5 pet olarak ifade edilebilir. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar anormal olarak değerlendirilir. Ancak miktar olarak kanamanın normal olup olmadığını tespit etmek aslında kolay değildir. Kan kaybını değerlendirirken titizlik nedeniyle kişiden kişiye yorum farklılıkları objektif olmayı engellemektedir.

İlk adet ve ergenlik döneminde adet düzensizlikleri

İlk adet kanaması kız çocuklarında ortalama 12-13 yaşında görülür. İlk adetin görülmesiyle birlikte genç kızlığa adım atılır. Ancak hormonal sistemin olgunlaşması bir-iki yıl gibi bir sürede tamamlandığından adetlerin bir kısmı ovulasyon (yumurtlama) olmadan gerçekleşir. Bu yüzden ergenlik döneminde adet gecikmelerine ve/veya adetlerin normalden uzun sürmesine sık rastlanır.

Bazen bu dönemlerde düzensiz ve uzun süren kanamalar ilaçlarla tedaviyi gerektirecek kadar şiddetli de olabilir.

İlk adetin 9 yaşından önce görülmesi durumunda hormonal bir bozukluk söz konusu olabileceği gibi, 16 yaşına kadar adetin görülmemesi durumunda hormonal bir bozukluk veya yapısal bazı kusurlar da (kızlık zarının tam kapalı olması ve kanın akmasına izin vermemesi, genital organların olmaması gibi) söz konusu olabilir. Dolayısıyla böyle bir durumda mutlaka detaylı bir jinekolojik değerlendirme gerekir.

Doğurganlık dönemindeki düzensizlikler

Ergenlik döneminin belli bir aşamasından itibaren yumurtlama düzenli hale gelir ve adetler de düzene girer. Bu dönem kadının gebe kalabileceği dönemdir ve menopoza kadar devam eder. Aslında tedaviyi gerektiren ve kadınları jinekoloğa götüren düzensizlikler esas olarak bu dönemde gözlenir.

Adet düzensizlikleri; gecikmeler, ara kanamalar, adetin fazla olması ve uzun sürmesi ya da az olması ve kısa sürmesi şeklinde olabilir.

Spiral taşıyan kadınlarda kanama düzensizliği spiral takılmasından sonra ortaya çıkmış ise bazı hekimler için ilk yaklaşım RIA’yı çıkarmak olabilir ancak genellikle ilk aylardan sonra kanamalar düzene girdiğinden başka korunma alternatifleri de cazip görünmüyor ise spiralin çıkarılması konusunda çok da aceleci olmamak gerekir. Bazı haplarla tedavi etmek bu dönemin atlatılmasını sağlayacaktır.

Bu dönemde en sık karşılaşılan ve genellikle seyrek adet görme ile kendini gösteren önemli bir problem Polikistik yumurtalık (Polikistik Over) dediğimiz problemdir. Bu hastalıkta yumurta gelişiminin başladığı dönmede herhangi bir nedenle yavaşlaması veya duraklaması durumunda yumurta gelişip çatlayacağı yerde bir kist oluşur ve çatlamadan kalır. Bu durum her ay tekrarlar ve yumurtalıklardaki kist sayısı da artar. Bu tabloya erkeklik hormonu fazlalığına bağlı tüylenme, yüzde sivilcelenme, ayrıca kilo fazlalığı da sıklıkla eşlik edebilir.

Ultrasonografi ile muayenede tipik bir yumurtalık görüntüsüne rastlanır. Elbette bu bayanların gebe kalmalarında da sıkıntılar yaşanır, ve sıklıkla tedavi gerekir.

Bir özel kanama şekli de yumurtlama kanaması (siklus ortası kanama) dır. İki adetinortasında yumurtlamayı takiben estrojende azalma sonucunda oluşan lekelenme tarzı kanamalardır. Nadiren adet kanaması kadar fazla da olabilir. Pek önemli bir problem değildir ve gerekirse o döneme özgü 1-2 günlük hormon desteği alınabilir.

Adet öncesi lekelenme tarzında kanamalar genellikle hormonal bir yetmezliğin göstergesi olduklarından adet öncesi dönemde başlayan ve 1 hafta veya 10 gün süren ilaç alımı gerektirebilirler.

Adet Gecikmeleri

Aslında aktif cinsel yaşamı olan her kadında adet gecikmesiyle karşılaşıldığında öncelikle düşünülmesi gereken konu gebelik olup olmadığıdır.

İkinci olası neden de herhangi bir sebeple o dönemde yumurtlama olmaması ve buna bağlı kanamanın gecikmesidir. Yumurtlama olmadığında ise çatlaması gereken ve yumurta hücresini içeren su keseciği büyümeye ve hormon salgılamaya devam edeceğinden hem adet gecikir hem de muayenede sağ veya sol yumurtalıkta kist adını verdiğimiz içi sıvı dolu yapılar oluşur.

Uzun süren adet gecikmesini takiben ise rahim içersindeki doku kalınlaşmış olduğundan gelecek olan adet de uzun sürecek ve fazla olacaktır. Bu konuda hekimin hastasını uyarmasında fayda vardır.

Düzenli adet gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni ise genellikle psikolojik etkilenmeler olabilir.

Gebelik durumunun söz konusu olmadığı, adetleri etkileyecek herhangi bir stress yaşanmadığı durumlarda adet gecikmesinin nedenlerinin araştırılması gerekir..Bu amaçla kişinin mutlaka bir Jinekoloğa başvurması ve muayene olarak bazı hormon tahlillerini de yaptırması gerekecektir.

Adet gecikmesine sebep olması muhtemel olaylar genellikle süt hormonu ve tiroid hormon bozukluklarıdır.

Adet kanamasının fazla olması ve uzun sürmesi

Adet kanamasının fazlalaşması sıklıkla tedavi gerektiren bir durumun varlığına işaret eder. Adet kanamasının fazlalaşması kadını da kansız bırakacak ve genel sağlığını bozacaktır. Böyle durumlarda altta yatan sebebin ortaya konması açısından bir jinekoloğun muayenesi şarttır.

Altta yatan sebepler ise sıklıkla miyom dediğimiz iyi huylu urlar, hiperplazi dediğimiz rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması, endometrit dediğimiz rahim iç tabakasında iltahaplanma veya polip adı verilen et parçaları gibi sebeplere bağlı olabilir. Bunların hepsinin hekim tarafından tedavisi şarttır.

Ara kanamalar

Doğurganlık döneminde sık görülen diğer bir adet düzensizliği de beklenmeyen ara kanamalardır. En muhtemel neden yine psikolojik etkiler olabilmekle birlikte öncelikle daha ciddi bir sebebin bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekir. Hormonal dengesizlikler, rahim ağzındaki iltahaplar, myomlar (rahimdeki iyi huylu urlar) ve rahim ağzında bulunan polip denen et parçaları sebep olabilir. Ayrıca spiral kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımının ilk ayları, menopozda hormon tedavisi alımı, aylık veya üç aylık iğneler ve kola cilt altına uygulanan gebeliği önleyici çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden olabilirler.

Özellikle ilişki sonrası kanamalarda rahim ağzındaki problemlerin, yaraların sorumlu olduğu sık görülmektedir. Burada en önemli yaklaşım, rahim ağzında görülen yaranın kanser veya kanser öncesi gelişen görüntülerle ilişkili olup olmadığının ortaya konmasıdır. Bu da rahim ağzından alınan smear adı verilen tarama yöntemi ile mümkündür. Smear (rahim ağzından sürüntü alma) ile kanser öncesi anormallikler dışlandıktan sonra kanama ya da rahatsız edici bir akıntı şikayeti varsa yakma ya da dondurma yöntemleriyle bu yaranın tedavisi gerekir.

Yine unutulmamalıdır ki menopoza girmek üzere olan kadınlarda da adet düzensizlikleri çok sık yaşanır bunlar genellikle beklenmeyen ara kanamaları yerine adet aralarının sıklaşması veya sonraki dönemlerde de araların açılması şeklinde görülmektedir.

Menopoz sonrası Kanamalar

Bu dönemde hiçbir kanama normal değildir ve bu dönemdeki kanamaların genellikle hücre zayıflığından kaynaklanmalarına karşın, % 10-15’ininde kanser sebepli olabileceği akıldan çıkartılmamalı ve mutlaka en detaylı bir şekilde araştırılmalıdır. Rahim içersinden örnekleme mutlaka yapılmalı, rahim ağzı iyi değerlendirilmeli, ilaç alımı sorgulanmalıdır.

Beklenmeyen bir ara kanaması olan her kadının oyalanmadan mutlaka jinekoloğuna görünmesi ve altta yatan ciddi bir sebep olup olmadığını inceletmesi gereklidir.

İlgili Başlıklar >

|